kurmaca dünyada gezintiler

forumumuzun reel politikle veya reel vesaireyle ilgisi yoktur.
AnasayfaAnasayfa  ­GaleriGaleri  ­Kayıt OlKayıt Ol  ­Giriş yapGiriş yap  
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Özür Dileme Kültürü Üzerine
Salı Eyl. 22, 2009 9:37 pm tarafından İnci

» Okumakta olduğumuz kitaplar
Salı Eyl. 22, 2009 9:31 pm tarafından zerdalist

» İyi Cümlelerin Peşinde- BU BİR ZERDALİST FİLMİ OLABİLİR
Salı Eyl. 22, 2009 9:28 pm tarafından zerdalist

» selam, ben zerdalist. istanbul'un ist'i.
Salı Eyl. 22, 2009 9:17 pm tarafından İnci

» aklıma birşey gelmiyor
Salı Eyl. 22, 2009 9:16 pm tarafından İnci

» Yakında Kanatlarım Çıkacak
Cuma Tem. 17, 2009 3:09 pm tarafından Aral

» her gün yazacak iyi bir cümle olmayabilir. biz iyi cümleleri ömrümüz boyu uzun bekleyeceğiz.
Ptsi Tem. 06, 2009 11:36 pm tarafından Aral

» İLGİSİZ KONULARDA MASKULEN YANILGILAR VE GERÇEKLER
Ptsi Tem. 06, 2009 11:30 pm tarafından Aral

» ben darbeye darbe demem; darbe benim olmayınca! (honduras deneyimi)
Ptsi Tem. 06, 2009 9:16 pm tarafından zerdalist

En iyi yollayıcılar
zerdalist
 
İnci
 
Aral
 
solitude
 
bedreddin(em)
 
hanımağa
 
Şahin
 
yâdigar
 
rodya
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 hep sürecek bir hikaye

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
zerdalist
Admin


Mesaj Sayısı: 218
Yaş: 29
Reputation: 0
Kayıt tarihi: 21/11/08

MesajKonu: hep sürecek bir hikaye   Perş. Kas. 27, 2008 8:42 pm

1. öykü: köylülük ile kentlilik arasına sıkışmış kalmış bir insanı anlatacağız.
2. karakter toplumla -içten içe- çatışan biri olacak. (tercihen kadın, adı neslihan olsun, bekar ve güzel olsun, üniversite mezunu, hatta öğretmen de olabilir, -öğretmenlere biraz dokunduracağız anlaşılan-)
3. öyküde gelenek ile yenilik dolaylı olarak çarpışacak.
4. ana karakterin kafası biraz karışık da olabilir. ama güçlü yanları da olsun.
5. yabancılaşmış, gerçekten kopmuş olmak suretiyle yozlaşmış insanlara da fon olarak yer verilebilir.
6. aiesiyle biraz problemleri olsun


özelliklere devam edeceğim. kurguya da...

_________________
bizi harekete geçiren aynı sorudur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yazyazbitmez.mutluforum.org
zerdalist
Admin


Mesaj Sayısı: 218
Yaş: 29
Reputation: 0
Kayıt tarihi: 21/11/08

MesajKonu: Geri: hep sürecek bir hikaye   Perş. Kas. 27, 2008 9:30 pm

7. biraz fantastik olsun bence.

_________________
bizi harekete geçiren aynı sorudur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yazyazbitmez.mutluforum.org
Aral
Admin


Mesaj Sayısı: 59
Reputation: 0
Kayıt tarihi: 26/11/08

karakter
1.alan:

MesajKonu: Geri: hep sürecek bir hikaye   C.tesi Kas. 29, 2008 1:51 am

Hikayenin içinde gelişsin bundan sonrası bence. Bir giriş yapmanı merakla bekliyorum.

(Zira, Neslihan, okulda şıkır şıkır takım elbisesi, evde başına takmazsa dedesinden sağlam bir sopa yiyeceğini bildiği-ah ne çağ dışı-; ama yine de bu diretmelere dayatmak adına ve sırf sinir olsunlar diye halaylık bağladığı eşarp, elinde kitapla bağdaş kurmuş yemek yerken cep telefonuna gelen mesajın hesabını soran abisine diklendiğinde annesinin kapat o kitabı demesi üzerine içine iyiden iyiye bir kaçıp gitme....................verdiğin tariften bu çok fantastik olmayan karakteri hikayenin içine atarım çıkaramazsın sonra Smile )

Başla hadi Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
zerdalist
Admin


Mesaj Sayısı: 218
Yaş: 29
Reputation: 0
Kayıt tarihi: 21/11/08

MesajKonu: Geri: hep sürecek bir hikaye   Perş. Ara. 04, 2008 5:44 pm

“Yeni bir sosyal teori bulacak değiliz belki Bu çok açık zaten.

Fakat eskinin kalıplarını zorlayacağımız da pek muhtemel.”




Günlerden beri bulaşıklar üstüste yığılmış, inatla yıkanmayı bekliyorlardı. Yağma yok, beklesindi bakalım. Biraz daha… “Biraz daha” diye söylendi Neslihan. Söylendi, kendi kendine, çok eski bir suskunluğu uzun uzun paylaşır gibi. Eski ve trajik bir aşk hikayesinin ortasında deltasını şaşırmış akarsular gibi devinirken… Mutfak tıklım tıklımdı. Buzdolabı ise tamtakır…

Son iki saattir dolabı kaçıncı kez açıp kapatıyordu. Yok, yok, yok. “Hiçbirşey yok” derken, kendini bir kedi gibi hissediyordu. Birilerini tırmalamak istiyordu. Ama kimsecikler yoktu. Bu yüzden kendi yüreğini tırmalıyordu durmadan. O arada “Kim yıkayacak onca tabak çanağı?” diye bir ses yankılandı salonda, kimseler duymadı. Neslihan bile duymadı.

Neslihan, masasında açık duran kareli deftere gömülmüş, kimbilir kaçıncı kez ezber ettiği, bozduğu, tekrar kurduğu-birleştirdiği kurguyu hayata yedirmeye çalışıyordu. Öykünün havasına kaptırıyordu kendini, bir an. Ama tam aradığı cümleyi bulacak gibi olurken mide kazıntısı tekrar başlıyor ve bir türlü yazamıyordu cümleyi. Ve tam o anda da sanki daha önce dolaba defalarca bakmamış, sanki o gittikten sonra birileri çıkıp marketten alışveriş yapmış ve en sevdiği keklerden, salam, yumurta ve çeşit çeşit peynirden alıp dolaba koymuş gibi, eli dolabın kapağını aralıyordu. Boş, boş, boş… Kimse markete alışverişe çıkmamış, sevdiği salamlardan, çeşit çeşit peynirlerden almamış ve dolaba tıkmamış.

Açlığını bastırabilmek için içtiği fincan fincan kahvenin hesabını da hatırlamıyordu. Zaten sabahları kahve içmekle başlıyordu gün. Kahve içmek çok uzun süreden beri gündelik hayatın olmazsa olmaz ritüellerinden biri haline gelmişti. Daha da fazlası, kahve içmek gündelik hayatın ritmini yakalamak için bir anahtar, güne dayanabilmek, günışığından koruyabilmek için gözlerini, bir ilaç, bir çare, bir iksirdi. Ondan da fazlası, kahve “Yaşıyorum, çünkü kahve içiyorum.” Kabilinden varoluşsal bir denge, belli aralıklarla tekrarlanacak ibadetvari bir egzersize dönüşmüştü. Manyakça bir edim adeta…

“Kahve içmesem, yazamam” diye düşünüyordu Neslihan. Yazmasam yaşayamam. Ah, yaşayamam bu kurşuni-gri yalnızlığı, tan kızıllığını… Uykusuz geçirilmiş günlerin çetelesini tutamam. Düşsel olan ile gerçek olanı, kanlı-canlı dehşetleri yaşayamam. Yaşayamazsam yazamam.

Bir sigara daha yaktı böylece. İki nefes çekip küllüğe bastırdı. İçinden sigara içmek bile gelmiyordu. Ama çalışma masasına gömülü, dirseklerinin üzerinde yüzünü iki avucuna yerleştirmiş ve gözlerini tam karşıda duran Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği”ne dikmiş vaziyette bir yirmi dakika geçirdiğini fark etmemişti bile. Ne düşünüyordu?


_________________
bizi harekete geçiren aynı sorudur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yazyazbitmez.mutluforum.org
zerdalist
Admin


Mesaj Sayısı: 218
Yaş: 29
Reputation: 0
Kayıt tarihi: 21/11/08

MesajKonu: Geri: hep sürecek bir hikaye   Paz Ara. 14, 2008 4:42 pm

II.

gün ağarmış, kuştepe'de kalabalık, her zamanki gibi sokaklara dökülmüştü. caddelerden ve sokaklardan taşan bir gürültü balkon kapısından sızıp selim'in kulaklarını tırmalamaya başlamıştı. ama henüz uyandırmayı başaramamıştı. muhtemelen kuştepe'de selim dışında herkes ayakta, işinde gücündeydi. selim ise yüzüstü yattığı yatağında sol eli yataktan sarkmış, bir ölü gibiydi. ölmüş müydü? hayır, ölmemişti ve daha uzunca bir süre ölmeye niyeti yoktu. başucunda dev bir karakulak portresi asılıydı. diğer duvarlarda şiirler...

_________________
bizi harekete geçiren aynı sorudur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yazyazbitmez.mutluforum.org
 

hep sürecek bir hikaye

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
kurmaca dünyada gezintiler :: kültür sanat merkezi :: mırıldandığımız öyküler-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder